MERHABALAR


Öncelikle tüm arkadaşlarımın, dostlarımın, okuyucularımın cumalarını tebrik ediyorum. Mevlam herkese sağlık sıhhat versin. Uzun bir zamandır aranızda yoktum. Rahatsızlığım sebebiyle pc başına geçemedim. Kalbimdeki şikayetler sebebiyle sizlerden uzakta kaldım. Kalbimde kan kaçağı varmış. Ellerimin ayaklarımın şişmesi, ödem oluşması, nefes darlığım hep bu sebebten dolayı imiş biraz kilolu olduğum için kalp gerekli devirleri yapamayınca kalp kapakçığından kan geri kaçıyormuş. Önceleri çok korktum. Hatta kalbime şiir bile yazdım.(KALBİM) Korkmakla iyi olunamıyacağını bildiğim için her sabah düzenli bir şekilde ısırgan çayı içerek tedavime başladım. Ödem atıcı olarakta pısır püskülü ve kiraz sapını kaynatıp günde iki kere içtim. Doktorumun dediklerinide harfiyen uyguladım. Bol bol istirahat ettim. 
Bugün kızım Fatmanur ortaöğretim hayatını yine takdir yine üstün başarı alarak noktaladı. Bizleri çok sevindirdi. Bugün Damla özel sayısında kızımın Gönül Adamı /Yunus Emre yazısı yayınlanınca ayrıca çok sevindim.Kızımla gurur duydum. Sevincimi siz değerli dostlarımla paylaşmak istedim.
Bundan sonra kendimi iyi hissettiğim zamanlarda sizlerle beraber olacağım. 

Sevgi ve Saygılarımla....

KÜÇÜKLÜĞÜM

1974 YILI VAN-MURADİYE

ÇİKOLATANIN FAYDALARI




Sadece kokusuyla mutluluk hormonu endorfini harekete geçiren çikolata, damağımızda yavaş yavaş erirken, insanı farklı hazlara sürüklüyor. Çikolatanın faydaları ise saymakla bitmiyor. Kalp hastalıkları ve kanserle mücadele ediyor, cildi ve kemikleri besliyor....

Çikolata sevmeyen insan var mıdır acaba? Kokusuyla, insanı baştan çıkaran, iştah açıcı kahverengi görüntüsüyle çikolatayı kim sevmez ki! Kokusu bile mutluluk hormonlarının harekete geçmesine yeten, bu tatlı mucizenin tarihi M.Ö. 1000 yıllarına dayanıyor. O yıllarda Amerika'da yaşayan yerliler, kakao tohumlarını öğütüp enerji veren içecek yaparlarmış. M.S. 1550 yılında İspanyol Cortes'le Avrupa'ya sıçrayan kakao tohumlarının, ağzımızda çikolata olarak erimesi yaklaşık 800 yılı bulmuş. Peki geçmişten günümüze ağızları tatlandıran çikolatanın birçok yararı olduğunu biliyor muydunuz? İngiltere'nin önde gelen gazetelerinden Mirror'da çıkan habere göre çikolatanın insan sağlığına pek çok yararı bulunuyor:

* Çikolatanın içinde bulunan antioksidanlar kanserle mücadelede faydalı. Kakao, kırmızı şaraba oranla iki; yeşil çaya oranla üç kat daha fazla antioksidan madde içeriyor.

* Çikolata aynı zamanda zengin bir kalsiyum kaynağı. Bu da güçlü kemiklerin oluşmasını sağlıyor.

* Çikolata geçmişten günümüze özellikle kadınlar üzerinde psikolojik olarak oldukça olumlu etkilere sahip. Çikolata kadınların kendilerini iyi hissetmelerini sağlayan endorfini salgılatıyor.

* Harvard Tıp Akademisi uzmanları, kakaonun yüksek tansiyonu düşürdüğüne dair bulgular elde ettiğini savunuyor.

* Güçlü dişleri sağlayan florid açısından da zengin olan çikolata, stresle mücadelede faydalı olan potasyumu da içeriyor.

* Bristol Üniversitesi doktorlarından Peter Barham, çikolatanın içinde bulunan bir maddenin uyarıcı etkisi bulunduğunu ve bunun da kişiye kendini iyi hissettirdiğini savunuyor.

* Çikolata büyük miktarda bakır da içeriyor. Bakır, vücudun demiri absorbe etmesine yardımcı oluyor. Bu da cilde, damarlara ve dokulara faydalı oluyor.

* Kaliforniya Üniversitesi uzmanları her gün az miktarlarda çikolata yemenin kanda pıhtılaşmayı önlediğini savunuyor. Bu da ani kalp krizlerinin önüne geçiyor.

* Çikolata aynı zamanda yiyen kişiye enerji veriyor ve diğer tatlılara oranla kan şekerini hızlı yükseltmiyor.

* Bağışıklık ve üreme sistemi için faydalı demir ve çinko çikolatada bolca var.

Bu tat her derde deva
* Kahve içmek yerine çikolata yemek çok daha yararlı, çünkü çikolata kahveye oranla çok daha az kafein içeriyor.

* Çikolata diğer tatlılara oranla diş sağlığı açısından daha zararsızdır; çünkü sütlü çikolata yüksek miktarda protein, kalsiyum ve fosfat içerir. Bu maddeler de diş minesini koruyor.

* Çikolatadaki doymuş yağ oranı, kandaki kolesterol seviyesinin artmasına neden olmuyor.


SAĞLIKLI YAŞLANMANIN DEĞİŞMEZ KURALI




Vücudunuzu korumaya ve yaşlanma süreci için hazırlamaya bugünden başlayın. Hayatın başında başlanan düzenli yeme ve egzersiz alışkanlıkları yıllar boyunca enerjinizi ve canlılığınızı koruyacak ve ayrıca aktif bir zihne sahip olmanızı sağlayacaktır.

Ehow.com isimli internet sitesinde yer alan habere göre, alkolden uzak durmak ve işlenmiş karbonhidrat tüketimini azaltmak ve tam tahıllı, besleyici seçenekler beyninize ve vücudunuza yeterli enerjiyi sağlar. Kalp ve şeker hastalığı riskini artıran doymamış yağ ve işlenmiş şekerden uzak durun.


Sağlıklı beslenmeyle birlikte haftada en az 4 saatlik egzersizin birleşimi sağlığa oldukça yararlıdır. Son yıllarda yapılan araştırmalar, bazı egzersiz tiplerinin bilişsel yetenekler için diğerlerinden daha faydalı olduğunu gösteriyor. Egzersiz kan dolaşımını artırıyor, özellikle beyne giden kan akışını artırıyor ve organların sağlıklı işlemesini sağlıyor.

İşte yaşlanmayı durdurmaya yardımcı birkaç yöntem:


1. Egzersiz: Archives of Internal Medicine isimli dergide yayınlanan çeşitli klinik deneyler ve araştırmalar, egzersizin bunama ve bilişsel yetenekleri geliştirmede önemli bir element olduğunu açıklıyor. Araştırmacılar, hafıza, karar verme ve sorunları çözme yeteneği gibi zihinsel yetenekleri geliştirmede egzersizin oldukça faydalı olduğunu söylüyorlar.

2. Sağlıklı beslenin: Beslenmenizde meyve, sebze, fındık, fıstık, ceviz, omega 3 yağlarının bulunması gerekiyor. Ayrıca antioksidanla dolu ıspanak, sarımsak ve yaban mersini de sağlığınız için oldukça iyi. Antioksidanlar serbest radikallerle savaşıyor ve yaşlanma sürecini yavaşlatıyor. Genel olarak daha çok canlı renklerdeki sebze ve meyvelerde antioksidan bulunuyor, bu nedenle beslenmenizde her gün 5 rengi tüketmeye çalışın.

Meyve ve sebzenin yanında balık ya da keten tohumu beslenmenizin düzenli bir parçası olmalı. Bunlar sağlıklı beyin fonksiyonlarıyla ilişkili omega 3 yağ asitleri sağlıyor. Düzenli doymamış yağ tüketimi sağlıklı beyin fonksiyonları için gereklidir.


3. Sıvı tüketin: Su, kahve, çay ve taze sıkılmış meyve suları tüketin. Şekerli içecekleri, hazır meyve sularını ve alkolü beslenmenizden çıkarın.

Su besinlerin sindirilmesinde ve toksinlerin dışarı atılmasında size yardımcı olur. Kahve ve çayın antioksidan gücü ise zihinsel fonksiyonları geliştiriyor. Bitki çaylarında sindirimi kolaylaştıran, sinirleri yatıştıran ve bağışıklık sistemini artıran çeşitli bileşenler bulunuyor. Taze sıkılmış meyve suları ise antioksidan, vitamin ve mineraller içeriyor.


4. Öğrenmeyi bırakmayın: Bulmacalar, Sudoku ve yapboz ile zihinsel gelişim arasında her ne kadar doğrudan bir bağlantı olmamasına rağmen, aklınızı sürekli bu tür aktivitelerle meşgul etmek zihinsel fonksiyonları güçlendiriyor.


5. Stres yapmayın: Stresin zehirleyici bir etkisi vardır, sizi hasta edebilir, kalbinizi bozabilir ve hatta beyin fonksiyonlarınızı zayıflatabilir. Association for Psychological Science isimli dergide yayınlanan araştırmada, stres hormonunun hafıza faaliyetlerinin bulunduğu hipokampüs bölgesindeki nöron gelişimini engellediği bulundu. Derin nefes alma, yazı yazma, etkili problem çözümü ve kitap okuma gibi stresle baş etme yollarını siz de deneyin.


6. Sağlığınızı takip edin: Düzenli olarak kemik ölçümü, kolesterol testleri yaptırın ve göz muayenesinden geçin. Kan basıncınızı izleyin. Erkekler prostat, kadınlar da mamogram ve düzenli smear testleri ile potansiyel olarak problemli bölgelerdeki kanserli hücreleri erkenden teşhis edebiliyor.